ÇOCUĞUNUZUN PARMAĞINI EMMESİ ÇOK MU KÖTÜ?

 

     Anne-baba olarak çocuk sahibi olmaya kendiniz karar verdiniz. Ve Dünya tatlısı bir çocuğa da sahip oldunuz. Yaşamın hiçbir aktivitesi onun verdiği tadı veremez. Bunu sizler de zevkle yaşıyorsunuz... Bu hoş tadın içinde size yabancı olan bazı hoş olmayan tatlar da bulunabilir. Sizden beklenen bunları bulup çıkarmak ve onu damak tadınıza uygun hale getirmektir. Zaten bu çabalar olmasa onun da kendine özgü özelliği kalmaz... Parmak emme davranışı da hoş olmayan tatlardan biridir...

     Doğumdan itibaren çocuğun yeme ve içmesi için en temel işlevi emme eylemidir. Özellikle ilk 4-5 aylık oluncaya kadar. Parmak emme, normal çocuklarda herhangi bir psikolojik neden olmaksızın 3-4 yaşlarına kadar görülebilecek bir olgudur. Bilakis çocuklar bu etkinlikten oldukça zevk alırlar. Emme refleksinin sıklığı çocuktan çocuğa değişir. Bebekler; emerek beslenirken yeteri kadar doygunluk elde etseler de, “ağız” onlar için yaşamları süresince haz kaynağı olarak kalır! Bu faaliyet erken çocuklukta emme, çocuklukta sakız çiğneme, tırnak ısırma, daha sonra da öpme, ısırma gibi haz veren işlevlere dönüşür! İlk çocukluktaki emme davranışına; kulak çekme, başı okşama, saç kıvırma ve çekme, battaniye ve havluyu emme, el kol emme gibi bazı hareketler parmak emmeye eşlik etmektedir. Bebeğin, başparmağını obje olarak seçmesi de büyük olasılıkla rastlantı sonucu oluşmaktadır. Rastlantı sonucu keşfedilen bu durum zevk verici bulunuyor ve bundan sonrada zevk kaynağı olarak devam ediyor! ...

      Genellikle birçok annenin; “parmak emme alışkanlığının açlıktan kaynaklandığı” gibi yanlış bir kanıya sahip olduklarını çevrenizde görebilirsiniz. Oysa emme, bebeğin yüksek oranda beslenmeye bağlı olmayan özelliklerinden biridir. İlk yaşını tamamlayıncaya kadar çocukların yarısı, parmağını emer ve uykuya dalarken ağzına götürür. Çocuğun parmak emmemesi için 3 yaşına kadar gösterdiğiniz çabalardan olumlu sonuç alamadığınız gibi, onun direnciyle de karşılaşmanız mümkündür. Bazı bebekler; diş çıkarırken veya bir takım engellemelerle karşılaştıkları zaman kaşınma, utanma ve sıkılma belirtisi olarak da parmak emerler. Genellikle 18. aylık oluncaya kadar sık karşılaşılan parmak emme davranışının 4 yaşına gelinceye kadar terk edilmesi gerekir. Araştırmalar; en geç 5-6 yaşlarında sona ermesi beklenen parmak emme davranışının zararlı olmadığı, ancak, devam etmesi halinde dişlerde bozulmalar olabileceği ileri sürülmektedir. Alt ıslatmada olduğu gibi, sürekli parmak emme alışkanlığı da psikolojik bir sorun ve gerginlik yaratabilir.

     Aileler parmak emen çocuklarının, çene kemikleri ve dişleri üzerinde ki etkilerini düşünerek endişeye kapılabilir. Parmak emmenin alt ve üst dişleri geriye ittiği doğrudur. Parmak emmenin dişleri ne kadar etkilediği, parmak emme süresine ve en önemlisi parmağın ağızda ki duruşuna bağlıdır. Süt dişlerinde oluşabilecek bu değişikliğin 6 yaşından sonra çıkan kalıcı dişleri etkilemediği ifade edilmektedir. Şöyle ki; parmak ve emzik emme alışkanlığı normalin dışında devam etmesi durumunda, gelişmekte olan kas ve kemik yapıları üzerinde basınç yapacağı için dişlerin yer değiştirmesine neden olabilir. Bu durumda üst ön dişler öne, alt ön dişler ise, geriye doğru eğilir ve alt ve üst ön dişler arasında açıklık oluşur. Alışkanlık bırakıldığında açıklık kapanır. Ancak 4 yaşından sonra da parmak emme alışkanlığı devam ederse, açıklık kalıcı hale gelebilir ve hatta artabilir. Parmak emme alışkanlığı gece uyurken de devam ediyorsa üst çenede darlık (V şeklinde bir çene kavsi) meydana gelebilir. Parmak emmeye benzer bir hareket de dil emmedir. Dil emme, parmak emme hareketine mani olunduğu zaman başlar. Gerçi sakınılması gereken zararsız bir hareket olarak da görülebilir.

     Şayet çocuğunuzda böyle bir alışkanlık var ise;

     Olayı; telaşa kapılmadan sabırla karşılar, sürekli ilgilenmekten kaçınır ve sorun haline getirmezseniz, sorunu çözümlemede en önemli aşamayı atlatmış olursunuz.

      Çocuğun, meme veya biberon emmesine istediği sürece izin vermelisiniz. Onu meme veya biberonla beslerken, anne sevgisini ve kokusunu algılayabilmesi için sevgi dolu bir yaklaşım sergilemelisiniz. Özellikle belirtmem gerekir ki; çocuğun parmaklarına biber sürme, iğne batırma veya arkadan bağlama ve şiddet içeren tutumlar aklınızdan dahi geçirmeyeceğiniz zararlı tutumlardır...

      Çocuğa bu alışkanlığın bebeklikten kalma bir davranış olduğu, çevresindeki kişiler tarafından da hoş görünmeyeceği sevgi, şefkat ve yumuşaklık içeren, açık bir ifadeyle anlatmanızın daha etkili olacağı kanısındayım.

      Aileler; çocuktaki bu alışkanlığı sürekli gündeme getirmeden, dikkatleri onun üzerinde toplamadan, telaşa kapılmadan ve gerginlik yaratmadan, yasaklamadan, utandırmadan ve tehdit etmeden yaklaşım gösterirlerse olumlu sonuç alacakları kesindir. Aksi halde davranış kalıcı hale gelir. Hatta okul çağında parmağını emmen çocuğun; öğretmenin uyarısı, anne babasının eleştirisi, hatta arkadaşlarının alay etme ve küçümsemelerine karşın onun bu alışkanlığını sürdürdüğüne tanık olabilirsiniz. Burada önemli olan, anne-babanın çocukta gerilim oluşturan etkenleri belirleyerek ortadan kaldırması veya bu alışkanlığı kabullenmesi gerekir. İrdelediğiniz zaman; bu davranışın nedeni yeni bir kardeşin dünyaya gelmesi mi, güven duygusu eksikli mi, grup oyunlarına katılma güçlüğü mü ya da başka neden mi? ... anlayabilir ve bu doğrultuda önlemler alabilirsiniz. Şunu hiçbir zaman aklınızdan çıkarmamalısınız. Çocuğunuzdaki olumsuz bir alışkanlığı bıraktırmak için uygun olmayan önlemler almanız ve cezalar uygulamanız, onda, parmak emmeyle hiç ilgisi olmayan kronik bazı uyum bozukluklarına neden olabilir...

     Ayrıca, çocuğunuz parmak emme eylemini gerçekleştireceği zaman onun ilgisini başka bir etkinliğe çekmeniz, oyun ortamları yaratmanız, yumuşak bir dille uyarmak suretiyle ödüllendirmeniz, bırakabileceği inancını geliştirmeniz ona, parmak emme alışkanlığını bıraktırabilecek tutumlardır...

     Anımsayabildiğiniz kadarıyla, kendi çocukluğunuzu hatırlayarak tutumunuzu buna göre belirlemeniz dileğiyle...

                                                                                                    İsmail KARAYILAN