OKUL KORKUSU (FOBİSİ)
Okula ilk başlayan çocuk için okul; daha önce yaklaşık olarak hiçbirini tanımadığı çocuklarla karşılaşacağı, uyulması gereken kurallar ve başarması gereken pek çok görevleri içinde barındıran zorluklarla dolu bir sosyal çevredir. Aile ve çocuklar; okulun ilk gününe heyecan ve beklentilerle dolu duygular içinde hazırlanır, çocuklar da bu bağlamda yaşamın ilk evresine adımlarını atmış olurlar. Tüm hazırlıklara rağmen, okulun ilk gününde; genellikle ağlama ve sızlanmaların yaşandığı, çocukların da bir birinden etkilendiği bir ortam mevcuttur. Sizlerinde; sevinçle endişeyi birlikte yaşadığınız bu evrede, çocuğun da bir takım korkular hissetmesi ve buna tepki göstermesi doğal karşılanmalıdır...
Çocuklar için “korku” da diğer duygular gibi yaşamın bir parçasıdır. Çocukların korkularını; engelleme ve suçlamayla karşılaşmadan ifade edebilmeleri, olumlu ve sağlıklı gelişmelerine katkıda bulunur. Bu nedenle onlar için deneme, keşfetme ve yaratma ortamı mutlaka yaratılmalıdır. Çünkü, başka korkuların yön değiştirerek okul korkusuna dönüşmüş olma ihtimali de vardır... Normal korkular; çocuğun çevresine uyum sağlamasının ve kaygılarıyla baş etmesinin bir yoludur... Başka bir deyişle, kontrol altına alabildiği korku ve kaygının, çocuğun kendini koruması ve güvenlikte hissetmesi açısından önemli bir işlevi vardır. Kontrol altına alamadığı korkular özellikle çocuğun okula veya anaokuluna başladığı dönemlerde; belirgin, olarak ortaya çıkar ve çocuk kesinlikle okula veya başka herhangi bir benzer kuruma gitmek istemez. Bu konuda da elinden geleni yapar! ... Zaten; her türlü seçimimiz, sevgi ya da korku düşüncesinden kaynaklanmıyor mu? Korkuyu; daraltan, kapayan, içe hapseden, kaçan, gizleyen, biriktiren, yığan ve zarar veren bir enerji olarak belirten düşünceler de vardır...
Çocuğun uyum sağlamasını engelleyen korkulardan biri de “okul korkusu”dur. Çocuk kuvvetli bir endişe nedeniyle okula gitmek istemez veya istekli görünmez. Daha doğrusu çocuk; okula giderken annesinden ayrılmaya karşı verdiği bir çeşit ayrılma korkusuna bağlı olarak gelişen tepkilerden biridir... Tabii, bu durum her çocukta karşılaşılan bir durum değildir. Ama şu da bir gerçektir ki; okul korkusunun esas kaynağı anneden ayrılma korkusudur. Kendinizi çocuğunuzun yerine koyunuz ve duyduğu endişe ve kaygıyı anlama çalışınız. Ailelerin; çocuklarında bu tür durumunu önceden fark etmeleri halinde, ilerde karşılaşılacak sorunun da kısa sürede çözümü mümkündür. Durumu fark eden aileler çocuğu; sosyal ortama alıştırmak için yaş gruplarıyla iletişime geçmesini sağlar, kısa ayrılıklar yaratmak suretiyle bazen yalnız kalınabileceğini öğretir, çevresindeki okulda yapılan etkinlikleri yaşatmak suretiyle ona karşı ilgi ve özenti duymasını geliştirir ve benzeri durumlar yaratır... Şayet okul korkusu olan çocuk; okulunu sever ve gitmeyi başarırsa da sınıfında örnek bir öğrenci olur...
Çünkü bu çocuklar; başarı kaygısı olan, uyumlu, aşırı onay bekleyen, ailesine bağımlı, yabancı kişilerle sosyal ilişki kurmakta güçlük çeken ve utangaç çocuklardır. Okula gitmek üzere ailelerinden ayrıldıkları zaman aşırı derecede kaygılı ve sıkıntılı gözükürler. Ağlamaklı halleri vardır veya ağlarlar... Okula giden çocukların %2’sinde görülen bu durumdaki çocuklar, anne veya babasız sınıfa girmek istemezler. Lise çağındaki çocuklarda da seyrekte olsa bu durum görülebilir. Ancak, okul korkusu ile okuldan kaçmayı biri birine karıştırmamak gerekir. Okuldan kaçan çocukta okul korkusu yoktur. Bunların motivasyonları düşük ve disiplin sorunları vardır. Çoğu zaman aile çocuğun okula gitmediğini dahi bilmez...
Okul korkusu yaşayan çocuk; şayet evdeki yaşamla ilgili bir endişe duyuyorsa ve kendisinin bulunmadığı zamanda olumsuz bir takım olaylar olacağı endişesi taşıyorsa, bilinç dışı olarak böyle bir korku geliştirmiş olabilir... Bu korkuyu besleyen nedenler ise; aileden birinin şehir dışında çalışması veya ağır hastalığı, anne ve babanın onun yanında ciddi anlamda kavga etmesi etkili olur. Ayrıca, aileye yeni bir bireyin katılmış olması, yakınlarından birinin ölmüş olması, ailenin aşırı koruyucu davranması, anne ve babanın kendilerine ve çocuklarına bir şey olacağı konusunda yoğun kaygı duyması, anne ve babanın boşanmış olması gibi durumlarda bu korkuyu yaratan etmenlerdendir... Yalnız, bu durum sadece ailenin tutumundan kaynaklanmaz. Okuldan kaynaklanan durumlarda vardır. Örneğin; duyarsız ve sürekli emir veren öğretmen ya da başka bir okul personelinin varlığı, sınıf yerleşim planında çocuğun oturduğu sıranın çocuk için kaygı taşıyan bir yer olması, başaramadığı bir etkinliğe zorlanması, okul yolunun güvenli olmaması, okul ve çevresindeki kişi ve koşulların hırpalayıcı olması da etkili olmaktadır...
Okul korkusu olan çocukta; evden ayrıldığı zaman sevdiklerinin başına önemli zararlar geleceği inancı gelişmiştir. Bu nedenle de aile bireyleriyle sık sık temas kurma ihtiyacı hisseder duruma gelmiştir. Bu inanç içinde olan çocukta; mide bulantısı, karın ağrısı, baş dönmesi şeklinde belirtiler görülür. Ayrıca, alıngan ve sinirli, iştahsız ve uykuda huzursuzluk, pasif, içe kapanık, aşırı kaygılı, okula gitmediği zaman suçluluk duymayıp, gittiği zamanda da başarılı oluyorsa okul korkusundan şüphelenilebilir... Okula gitmeyeceğini anladığı andan itibaren bu belirtiler ortadan kalkar. Yalnız bazı uzmanlar araştırmalara dayanarak; fobiyle(korku) birlikte depresyon, psikotik (görsel ve işitsel olarak görmedikleri halde mevcutmuş gibi ondan bahsetmek suretiyle kendine ve çevresine zarar verilmek istendiğini ısrarla savunma, garip davranışlar, uygunsuz gülme ve ağlama gibi benzeri davranışlar...) gelişme ya da psikolojik bozuklukların ortaya çıkabileceğini ifade etmektedirler...
Anne ve babalar; çocuğu suçlamadan, alay etmeden ve başka çocuklarında da bu tür sıkıntılar yaşadığını ve geçici olduğunu belirterek, ödün vermeden okula gitmesini sağlamalıdır. Okula gitmeme gün sayısı artıkça sorunun çözümü de o kadar güçleşmektedir. (Çocuğunuza asla; “eğer okula gidersen sana istediğin oyuncağı alacağım” şeklinde teklifte bulunmayınız. Bir gömleğin ilk düğmesi nasıl iliklenirse diğerleri de öyle devam eder.)
Çocuğa, okulun amacının açıklanması, okula gitmesi konusunda ailenin tüm fertlerinin kararlı ve tutarlı olması gerekir. Okula gitmemesi halinde yapılan çalışmalardan geri kalacağı ve bunun kendisi için de bazı aksaklıklara yol açacağı kendisine yumuşak ve tatlı bir dille anlatılmaya çalışılmalıdır...
Çocuğun; kendisini terkedilmiş ve yalnız hissetmesine yol açacak davranışlardan kaçınmalı, okuldaki arkadaşlık, etkinlikler, oyun ve fiziksel yapısına ilişkin özendirici açıklamalarda bulunmalıdır. Okul arkadaşlarının aileleri ile ilişki kurularak çocukların toplanmaları sağlanmalı ve oyun aktiviteleri artırılmak suretiyle, çocukta, güven duygusu ve grubun bir bireyi olduğu bilinci geliştirilmelidir. Tabii olarak huzurlu bir aile ortamını da sağlamanız gerekmektedir... (Güzellikler dururken, tatsızlığa gerek var mı?..)
Aileden, belirli aralıklarla ayrılmanın doğal olduğu anlatılmak suretiyle vedalaşmaların da kısa tutulması gerekir. Ayrıca, çocuğun sorunlarına ilişkin olarak, arkadaşları ve öğretmeni ile okul yaşamı hakkında konuşmalar size bazı ipuçları verebilir...
Çocuğunuzla; endişeleri, duyguları üzerinde konuşmak, hem sıkıntısının paylaşıldığını, hem de anlaşıldığını hissedip rahatlamasını sağlar.
Aileler, çocuğunun sınıf öğretmeniyle görüşmek suretiyle gelişmeler hakkında bilgi almalı ve çocuğunuzla ilgili endişelerinizi anlatarak öğretmenin dikkatini çekmeniz sorunun çözümü açısından yararlı olur. Çünkü, öğretmenin yakından ilgilenmesi, yapacağı basit bir değişiklik, çocuğunuzun sakinleşmesine yardımcı olabilir ve sorun da çözülmüş olur. Belki de öğretmen; “... Şu çalışmayı yapamayan okula gelmesin...”, “defter, kitap ve kalemi eksik olanlar hiç gözüme görünmesin...” vb şekilde olumsuz bir ifade kullanmış olabilir. Ya da, sınıfta dağıtımı yapılan görevlerden çocuğunuza herhangi bir görev vermemiş de olabilir. Öğretmenin; “naz yapıyorsun” veya “numara yapıyorsun” gibi ifadeler kullanmadan çocuğun kaygısını anlayarak ona göre önlem alması izlenecek yollardan biri olabilir...
Tüm bu ve benzeri çabalarınızdan olumlu sonuç alamadığınız takdirde konunun uzmanından yardım almanız yararlı olur...
Yukarda da bahsettiğimiz gibi; sorunun kökündeki neden, ne kadar kısa sürede belirlenir ve sorun çözülmeye çalışılırsa çocuğun uyum sağlaması da o kadar çabuk olur. Yaşamda zaten, kolay soruların kolay yanıtları değildir...
Tüm aile bireylerinin; 2006-2007 Eğitim öğretim yılının sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yıl olmasını dilerim...