ÇOCUĞUM SALDIRGAN MI?

 

            Çoğunlukla aileler; çocuklarının her döneminde çocuğunun saldırganlığından yakınırlar. Aslında saldırganlık yaşayan organizmalarda bulunan temel özeliklerden biri olması nedeniyle çocuğun kendi planını başarılı bir şekilde sonuca ulaştırma arzusundan ileri gelmektedir. Zaten saldırganlığı da; bireyin kendi ilgilerini, düşüncelerini, karşıt düşüncelere rağmen kabul ettirme, üstünlük kurma ve ileri götürme eylemi olarak tanımlayabiliriz. Gerçi bu eğilim çocuğun temel gereksinmelerini gidermek için çevresini kullanma şeklinde de yorumlanabilir. Saldırgan çocuğu, duygusal sorunları nedeniyle yaşıtları ve genel olarak çevresiyle uyumlu ilişkiler kuramayan, geçimsiz, ilişkilerinde gergin ve sürtüşme içinde bulunan, kavgaya hazır ve kuralları devamlı çiğneyen çocuk olarak da açıklayabiliriz. Tabii olarak kendisinin saldırganlığı ile içinde yaşadığı toplumun saldırganlığının etkileşimi çocuğun yapıcı veya yıkıcı saldırganlığını ortaya çıkarır. Demek ki, çocuğun saldırganlığını pekiştiren çevresi ve anne/babanın tepkilerinden kaynaklandığı da söylenebilir. Her çocuğun hareketlenmeye başladığı dönemlerde sert tepkilerde bulunduğu bilinen bir gerçektir. Unutulmamalıdır ki saldırganlık; kimi zaman psikolojik bir destek, kimi zamanda anne/babanın doğru tutumlarıyla düzelebilecek bir davranış bozukluğudur. Bu nedenle çocuğun en ufak bir tepkisi dahi saldırgan bir davranış olarak adlandırılırsa, o çocuk; saldırganlığı öğrenilmiş bir davranış olarak daima uygulama durumunda kalır ki o da onun en doğal davranışı olarak algılanması gerekir...

            Üzülerek belirtmek gerekirse saldırganlık; düşmanlık duygusu içinde, hücum etmek ve imha etmek anlamı da taşır. Aşırısı hiç de kabul edilebilecek bir davranış olmadığı halde, aşırı ve zarar verici bir durum yaratmıyorsa arzu edilen bir davranış şeklidir de diyebiliriz. Uygun yönetildiği takdirde yapıcı, yaratıcı bir enerji ve kuvvet kaynağı olarak görülmelidir. Onu uygun şekilde istenilen yöne yöneltmek suretiyle bundan yararlanmak da olanaklıdır. Ancak çocuk başkalarına zarar vermeye çalışır, tekmeler ve ısırırsa, kurallara uymazsa, genellikle gergin ve geçimsizse, çevresiyle sürekli sürtüşme halindeyse, her an kavgaya hazırlıklı ise, bedensel gücüne çok fazla güveniyorsa bu çocuğa saldırgan çocuk deyebiliriz.

            Çocuk büyüyüp geliştikçe ve istekleri arttıkça her zaman istediği her şeye sahip olamayacağını öğrenmek zorundadır. İsteklerinin engellenmesi onun kişilik özelliklerine ve bulunduğu ortamdaki serbestlik sınırlarına bağlıdır. Çok sıkı veya çok gevşek anne/baba tutumları onun olumsuz davranışlar geliştirmesine neden olur. Ancak okul öncesi dönemde görülen her olağan dışı davranış, o çocuğun saldırgan bir kişiliğe sahip olduğu anlamını da taşımaz...

            Çocukta saldırganlığa organik rahatsızlıklar neden olduğu gibi, biriken enerjisini nasıl boşaltacağını bilememekten de kaynaklanmış olabilir. Bildiğiniz gibi çocuklar çok hızlı büyürler, büyümeyle birlikte enerji birikimleri de artar. Böylece bu enerjilerini boşaltacak kaynak arayışına girer ve olumlu bir boşaltım kaynağı bulamayan çocuklar olumsuz taşkınlıklar göstermeye başlayabilirler. Çoğunlukla çocuklar yaptıklarının doğru olmadığının da bilincinde değildirler. Şayet her hareketinde anne/babanın tepkisi ile karşılaşırsa bu davranışının farkına varan çocuk kendine uygun düştüğü durumlarda bu davranışını tekrarlamaya başlar. Anne babanın yapması gereken onun enerjisini boşaltabileceği kaynaklar bulmasıdır. Örneğin; onunla boğuşmak, sadece bu amaç için kullanılacak bir tahtaya çivi çakmak gibi... Tabii saldırganlığa yukarda belirttiğimiz birkaç husus değil, saldırgan birini model alması ve görsel basında yer alan şiddet içerikli filimler de çocuğu saldırgan davranışlara itebilir. Evdeki huzursuz ortam, çocuğun şiddete maruz kalması, çevresindeki çocukların hatalı tepkilerde bulunması, şiddete tahrik eden ortamlar da saldırganlığı geliştiren ve pekiştiren nedenlerdir. Çocuk her zaman yukarda saydığımız durumlarda saldırgan davranış göstermeyebilirler. Bazen utangaçlık, kurnazlık, sıkıntı ve inkar etme şeklinde davranışlar da gösterebilirler. Bu durum saldırganlıkta kendini yetersiz hissettiği zamanlarda olur. Örneğin; annesinin veya babasının ya da gücü yetmeyeceği kendinden büyük abisi veya ablasının çok kıymetli olduğunu bildiği bir eşyasını kaza süsü vererek kırması gibi... Bazen de ailesinin hoşuna gitmeyen cümleler kullanmak suretiyle, diğer çocuklar arasında yerini yükselttiğini düşünebilir. Anne baba bu durumu sakin karşılayabilirse çocuk çevresinin değer yargılarını ve kurallarını daha çabuk kabul edebilecek duruma gelir.

            Pekiyi saldırganlıktan korunma ve saldırganlığı düzeltme yolları var mıdır? Sorusunu kendi kendimize yönelttiğimiz zaman bazı çıkış yollarına ulaştığımızı görüyoruz. Şöyle ki:

            Anne/baba olarak çocuğunuza saldırgan birey örneği olmayınız. Onların gördüğü, duyduğu veya fark ettiği yerlerde eşinize, arkadaşlarınıza ve özellikle çocuklarınıza karşı saldırgan davranışlar göstermeyiniz. Bu öneri, görmediği yerlerde yapabilirsiniz anlamına da gelmemeli...

            Her fırsatta örnek davranışlar göstererek onun, bu davranışları yaşama uygulanmasını sağlayınız.

            Saldırgan davranışlar karşısında duyarlı olunuz ve saldırgan bir şekilde elde etme isteklerini yerine getirmeyiniz.

            Saldırgan davranışını dayakla cezalandırmayınız. Aksi halde düşmanlık duygularını körüklemiş ve siz de saldırganlık örneği sergilemiş olursunuz.

            Baskıcı ve otoriter bir yaklaşımdan kaçınmak suretiyle çocuğun duygu ve düşüncelerini ifade etme olanağı sağlamalısınız. Aynı olumsuz davranışların kendisine yapıldığı zaman neler hissedebileceği konusunda da bilinci geliştirilmelidir.

            Onlar; öfkeli, gergin ve heyecanlı iken tartışmaktan kaçınmalı, sakinleşip ve kendilerini rahat hissettiklerinde konuşulmalıdır. Çünkü bu ortamlarda iletişim sağlanamamaktadır.

            Çocuk saldırgan davranışlar sergileyerek bir şeyler elde etmeye çalıştığında isteği yerine getirilmemeye çalışılmalıdır. Aksi halde bu öğreniliş bir davranışa dönüşmektedir.

            Çocuğun davranışlarına getirilen kısıtlamaların nedenleri, anlayacağı düzeyde açıklanmalı, zararları konusunda düşünce birliğine varılmalıdır.

Özellikle sosyal ve sportif etkinlikler içinde bulunması sağlanmalıdır. Sosyal aktivitelere yönlendirirken ve bu konularda açıklamalar yaparken mükemmeliyetçi tutumdan da kaçınmanız gerekir.

            Çocuklara her yaşta gelişim durumuna uygun sorumluluklar verilmek suretiyle başarmanın hazzı tattırılmalı, enerjisini bu yönde boşaltması sağlanmalıdır. Bunun yanında saldırgan davranışı görüldüğü zaman örneğin, yastığı yumruklamasına veya makasla bir şeyler kesmesine, çekiçle bir şeyler kırmasına izin vermeniz de enerjisinin boşaltılmasını sağlayabilir. Sizler bu konuda birçok alternatif geliştirebilirsiniz...

            Eğer evde veya dışarıda bir eşyaya zarar vermişse harçlıklarından biriktirerek ödemesi sağlanabilir. Öfkesini saldırgan bir davranış göstermeden ifade edebiliyorsa da takdir etmekten kaçınmamalısınız.

            En önemlisi de saldırganlığa neden olan faktörler belirlenmeye çalışılmalı ve gerekirse bir uzmandan yardım alınmalıdır.

            Ailece sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürdürmeniz dileğiyle...

 

                                                                                                          İsmail KARAYILAN